Televizyonda Haber İzlerken Objektif Olmalıyız

Günün birinde kütüphanede matematik sorularıyla boğuşurken gözüm yanımda ders çalışan arkadaşın notlarına ilişti. Konu şuydu “medya okur yazarlığı hakkında kısaca bilgi veriniz”. İçimden bana da böyle bir soru gelse de diplomayı alsam diyordum.

Medya okuryazarlığı nedir?

Acaba yaşanılan olaylar yüzünden mi televizyonlar haber yapıyor yoksa abartılı haber yaptıklarından dolayı mı bu olaylar çıkıyor?…. sorular kafamı kurcalamaya devam ediyordu…

Tek çare ilköğretim müfredatına girecek olan medya okuryazarlığnı  irdelemek oldu;

Evet, irdelemek gerekir bazen yaşanılan olayların tek sebebi televizyondaki haberlere karşı anlamsız bir tepki vermemizdir. Bu tepkinin derinliğinde ise okuma alışkanlığımızın olmaması ve olaylara objektif bakamadığımız yatıyor.

 Okuma diyorsunuz da neyi okumam gerekir?

Güncel ve edebi eserler olmak üzere iki çeşit okumaktan bahsedebiliriz  edebi eserler örneğin roman(her türlü konu…) zaman değerlendirmek ve genel kültürü artırmak için faydalıdır. Güncel yazılar(terimsel) ise yakın zamanda yaşanılan olaylardan haberdar olmak için gereklidir. Bunlara da gazete(dergi) örnek verilebilir.  Tabi gazete okurken yine her zamanki gibi objektif olmak gerekir objektif olabilmemiz için de o konu hakkında bilgili olmak gerekir. Örneğin ergenekon davası hakkında bir yazı okuduk, ilk başta derin devletin ne olduğunu bilmek gerekir(daha önce okuduğumuz romanlardan), ardından bir eylem gerçekleşmişse ve gazetede hedef belirtiliyorsa ilk başta bu işte kimin parmağı var onu düşünmek gerekir. Eğer gerçekten kazançlı çıkan hedefin gösterdiği şahıslar ise ve deliller açık ise o zaman inanmamız gerekir. Kısacası ispatlanmamış haberlere kesinlikle inanmamak gerekir.

Objektif bakış açısı bize neler kazandırır?

TV’de haber izlerken dikkat etmişsinizdir herhangi bir üzücü olay haberi karşısında çevrenizdeki insanların öfkelendiğini görebilirsiniz. Gündemde olan birçok haber aslında günlük olarak işlenen suçlardır. Televizyonda abartılı bir şekilde anlatıldığı için o an dikkatimizi çekmektedir. Bunların sonucu bir algı oluşmaktadır ve bu algı beraberinde başka suçların oluşmasına sebep olmaktadır. Örneğin “kadın cinayetleri” gündem olduğunu düşünün. TV günlerce kadın cinayetleri hakkında haberler yapmaktadır. İnsanlar bu suçlardan dolayı öfke duyar ve sokakta bir erkek bir kadın tartıştığında yargısız infaz yaparak erkeğe linç girişiminde bulunmaktadır. Kadınlara karşı işlenen suçları doğru bulmuyorum burada anlatmak istediğim bir suça karşı başka bir suç ile karşılık vermememizdir. Objektif bakış açısı işte tam da burada devreye giriyor.

Kadınlara yönelik şiddet yanlıştır. Peki neden yanlış? Çünkü içinde “şiddet” geçmektedir. O zaman haberden  anlayacağımız şiddet yanlıştır olmalıdır. Bu bakış açısı ile suç engellenmiş olacak. Bu suçu işleyen ise onu yargılayacak olan mercinin yargı olduğunu anlamış olacağız.

Yargı bağımsız veya güvenilir mi?

Yargıyı oluşturan bizim ahlaki değerlerimizdir. Linç kültürü yaşayan bir insan elbette yargıya güveni olmayacaktır. Aslında yargıda oluşabilecek herhangi bir adaletsizlik durumunda suç hepimizdedir. Çünkü unutuyoruz yargı hepimiz içindir. Herhangi siyasi görüşümüze göre yargı kuralları çiğnendiği zaman yarın adalet terazisi bozulacak ve haklı olduğumuz bir dava aleyhimize sonuçlanacaktır.

Her haber gerçek midir?

Aslında haberin kendisi gerçektir. Algı ise haberin sunuş şeklidir. Bütün tv ve medya kanallarının yandaş (herhangi bir güç) olduğunu düşünürsek duyduğumuz haberi iyice tartmamız gerekmektedir. Bize empoze edileni değil haberin sonucunda neler olabileceğini düşünmememiz gerekmektedir. Bu bakış açısı ile halk olarak yönetilen değil yöneten durumuna geçeriz.

Bir cevap yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir